GENEL BOŞANMA SEBEBİ ; EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI
- gözde pasin
- 2 Eki 2025
- 6 dakikada okunur
Genel Boşanma Sebepleri önceden bilinmesi ve teşhisi imkânı bulunmayan, birbirinden farklı ve çeşitli olgu ve olaylardan doğan durum esas kabul edilir. Belli bir olguya veya olaya dayanmamaktadır. Önceki medeni kanun sadece genel boşanma sebebini düzenlemiştir. Bu hal “imtizaçsızlık” olarak nitelendirilmiştir. Öğretiye göre bu neden, madde içeriğine uygun biçimde “şiddetli geçimsizlik” olarak adlandırılmıştır.
1. Evlilik Birliğinin Sarsılması
Kanunumuza göre, evlilik birliğini ve müşterek hayatı devam ettirmeleri kendilerinden beklenemeyecek şekilde temelinden sarsılmış ve o vakitten sonra evlilik birliğinin yeniden kurulabilmesi imkânsız hale gelmişse o zaman eşlerden birinin boşanma davası açma hakkı bulunmaktadır. Bu nedene dayalı boşanma davası açıldığı takdirde kusur şartı aranmamaktadır. Kusursuz ya da daha az kusurlu eş diğer eşe karşı boşanma davası açmaktadır. Bu boşanma davası türüne çekişmeli boşanma davası da denilmektedir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) nedeniyle açılan boşanma davası genel boşanma davası olarak belirtilmektedir. Çekişmeli boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasına dayalı çekişmeli boşanma davasının açılmasıyla nafaka, maddi ve manevi tazminat, evlilik içinde edinilen malların paylaşımı, velayet ve ziynet eşyalarının taraflar arasındaki paylaşımı ile ilgili birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması genel niteliğe sahip boşanma sebebidir.
Çekişmeli Boşanma Davası hem şiddetli geçimsizlik sebebine hem de özel boşanma nedenleri de gösterilerek açılabilmektedir. Böyle bir durum meydana geldiğinde; mahkeme, ileri sürülen neden ve olguların özel boşanma sebebine bağlı olduğunu gördüğünde önceliği özel nedene verip, özel nedene bağlı boşanma kararına hükmedecektir. Genel Boşanma Sebepleri ile Özel Boşanma Sebepleri arasındaki temel fark kusurun ispatı ile ilgilidir. Nitekim özel boşanma sebepleri vuku bulmuşsa; davacı, davalının kusuru ya da kusurun varlığı halinde ne kadar kusurlu olduğunu kanıtlamakla yükümlü değildir. Ne var ki evlilik birliğinin temelinden sarsılması diğer bir deyişle şiddetli geçimsizlik halinde genel boşanma sebeplerini içeriyorsa o halde taraflar birbirinin kusurunu mahkemede kanıtlamakla yükümlüdür.
Önemle belirtmek gerekir ki; şiddetli geçimsizliğin varlığı durumunda genel boşanma sebepleri gösterilmeden, yalnızca özel boşanma sebebine dayanılarak çekişmeli boşanma davası gerçekleştiği zaman, evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel sebebine bağlı olarak boşanma kararı verilmektedir. Bunun sebebi ise, genel sebebe bağlı olarak çekişmeli boşanma davasının meydana gelmemesidir. Evlilik Birliği içerisindeki bir tarafın diğer tarafın kusuruna bağlı olarak açtığı boşanma davasıdır.
Kusuru üç halde incelemek gerekmektedir. Bu haller kusursuz, az kusursuz ve daha fazla kusurlu eştir. Kusursuz eş, karşı yanın az miktarda dahi olsa kusurunu kanıtladığı zaman evlilik birliğinin temelinden sarsılması ile ilgili karar verilmektedir. Az kusurlu eş bakımından da karşı tarafın daha çok kusurunun bulunduğu kanıtlanırsa o takdirde evlilik birliğinin sebebiyle sarsılması sebebiyle tarafların boşanmasına karar verilmektedir. Daha fazla kusurlu eş halinde ise karşı yanın kendisinden az miktarda da olsa kusurlu olduğunu kanıtladığı takdirde ve karşı yanın boşanma davasına karşı çıkmayıp, boşanmanın gerçekleşmesini istediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması kararına hükmedilmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki, hukukçular tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel boşanma nedeni olarak sayılmaktadır. Ortak hayatın yeniden kurulamaması ile anlaşmalı boşanma sebeplerinin genel boşanma sebepleri olarak kabul eden hukukçulara göre, bu iki sebep kanunumuzda düzenlenmiştir ve hükmün lafzına bakıldığı zaman yasa koyucunun evlilik birliğinin temelinden sarsılması olma halini karine olarak kabulüdür. Türk Medeni Yasasına baktığımızda ortak hayatın yeniden kurulamaması ve anlaşmalı boşanma sebepleriyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasının aynı hükmün başlığı altında düzenlenmesi, bu duruma ek olarak yasa koyucunun anlaşmalı boşanma ile ortak hayatın yeniden kurulmaması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olarak kabul edileceği karine olarak kabul edilmiştir. Yasa koyucunun ortak hayatın yeniden kurulamamasında ve anlaşmalı boşanmada evlilik birliğinin temelinden sarsılması karine olarak kabulünün, yargılama sistemini olumsuz etkilediği, işlemleri yavaşlattığı göz önünde bulundurulduğunda, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ile aynı maddede hüküm altına alınması haklı bir sebep ortaya koymamaktadır. Aynı zamanda evlilik birliğinin temelinden sarsılması yargıcın söz konusu birliğin temelinden sarsılıp sarsılmadığını araştırma yükümlülüğü olduğu için nisbidir. Ancak anlaşmalı boşanma ve ortak hayatın yeniden kurulamaması mutlaktır. Öğretiye baktığımızda Birsen’e göre “Zinayı oluştursa dahi evlilik birliği içerisindeki eşlerin üçüncü bir kişiyle yapmış olduğu aşka dair oyunlar, birbirlerine karşı yaptıkları vecibe, kısırlık, aile konutuna ihanete karine olarak kabul edilebilen hastalıklara yakalanmak, iktidarsızlık gibi haller genel boşanma hali olarak kabul edilmiştir. Feyzioğlu, Özdamar ve Velidedeoğlu’na göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması özel boşanma sebeplerini de içermektedir. Özel boşanma sebebini içeren bir durum, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına da sebep olabilmektedir. Özel boşanma sebepleri yasa koyucunun öngörebildiği hallerde vuku bulsa dahi, önceden öngörülmesi belirlenemeyen durumlardan biri ya da birçoğu evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olabilmektedir.
Feyzioğlu’na göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması madalyonun iki yüzü gibidir. Öztan, Feyzioğlu, Hatemi ve Serozan’a göre “Evlilik birliğinin temelinden sarsılması için yalnızca belli bir olayın vuku bulması yetmemektedir. Boşanmaya hükmedilebilmesi için, evlilik birliğinin devam etmesi, evlilik birliği içerisindeki eşler için imkânsız halde olması gerekmektedir.” Cereyan eden her durumun muhakkak evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebep olacağına ilişkin bir kural koymanın imkânı bulunmamaktadır. Bu durum olduğu takdirde hâkimin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır.
Önemle belirtmek gerekir ki hâkim çekilmezlik halini tespit ederse, boşanmaya hükmetmeye karar verme ya da vermeme yetkisi bulunmamakta, böyle bir kanaate vardığında tarafların boşanmasına hükmetmelidir. Olayların neticesinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olması açısından her eş için farklı sonuçlar ortaya koymaktadır. Hâkim her somut olayın özelliğine göre sarsılmanın içeriğini belirlemelidir. Hâkime bu konuda geniş takdir yetkisi verilmiştir. Velidedeoğlu’na göre hem kanunun boşanmaya ilişkin hükümlerinden hem de madde içeriğinde çekilmezlik şartıyla alakalı somut bir düzenlemenin varlığının olmamasından bu hal çok açık bir şekilde görülebilmektedir.
Yargıtay 2. HD. 29.06.2010, 2010/12941, Kazancı [Çevrimiçi]. Erişim Adresi: http://www.kazanci.com (Erişim Tarihi: 29.12.2021)
Bu tür çekişmeli boşanma davasında, davalı yanın davayı kabulünde hiçbir hukuki netice sağlamamaktadır. Muhakkak karşı tarafın kusuru kanıtlaması gerekmektedir.
Yargıtay kararında da bu husus açıkça görülmektedir. Ne var ki yargıcın takdir yetkisi elbette sınırsız değildir. Kararını verirken somut olayları da göz önünde bulundurarak hakkaniyetli ve vicdana ters düşmeyecek şekilde karar verebilmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusura bakılmamaktadır. Bu duruma göre daha ağır kusurlu eşin de dava açma hakkı mevcuttur. Akıntürk’e göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması belli bir olaydan bahsedilmemektedir. Burada bakılması ve dikkate alınması gerekilen en önemli husus, birliğin temelinden sarsılması ile bu sarsılmanın eşler için olumsuz etkileridir.
Uluslararası yasalara bakıldığında, Almanya ve İsviçre’deki boşanma hukukuna dair durumları incelemek gerekmektedir. 26.06.1988 tarihinde Özel Boşanma Sebepleri, İsviçre Medeni Kanunu’ndan çıkarılmıştır. Yasada “Boşanma Sebepleri”, “Boşanma Şartları” şeklinde yerini almıştır. Bu şartlar iki tanedir. Bunlar; dava yolu ile boşanma ve anlaşmalı boşanmadır. Anlaşmalı boşanma ise kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlar tam anlaşmalı boşanma ile kısmi anlaşmalı boşanmadır.
İsviçre Medeni Kanunu’nun 111. maddesine göre; tam anlaşmalı boşanma halinde eşler müşterek bir dava dilekçesi ile boşanmanın tüm neticeleri hakkında anlaşarak dava açmaktadırlar. Aynı kanunun 112. maddesine göre eşler yine ortak bir dava dilekçesi ile uzlaşamadıkları neticeler ile ilgili hâkimin karar vermesini isteyerek dava açmaktadırlar. İsviçre Medeni Kanunu’na göre dava yolu ile boşanma hali iki şekildedir. Bunlardan ilki 114. maddeye göre eşlerin en az iki yıl müşterek hayat kuramaması diğeri ise 115. maddeye göre evlilik birliğinin devamının çekilmez halde olmasıdır. Bu durumda çekilmez hale neden olmayan eş davayı açabilmektedir. Almanya Boşanma Hukuku’na baktığımızda ise 14.06.1976 tarihinde yayımlanan ve 01.07.1997 tarihinde yürürlüğe girmiş olan “Evlilik ve Aile Hukuku Reformu Hakkında Birinci Yasası” ile Alman Boşanma Hukukuna birçok değişiklik ile yenilikler gelmiştir. Genel olarak özetlemek gerekirse, boşanma; evlilik birliği içerisindeki eşlerden birinin boşanma davası açmasıyla başlar ve hâkim kararıyla neticelenir. Alman Boşanma Hukukuna göre kusur prensibi varlığını yitirmiş, temelden sarsılma prensibi yerini almıştır. Özel Boşanma Sebepleri yerini sadece Özel Boşanma Sebebine bırakmıştır. Bu sebeple evlilik birliğinin eşler arasında yürütülemeyecek halde olması halidir. Eşlerden biri bu duruma bağlı olarak boşanma davası açabilecektir. Alman Boşanma Hukukuna göre iki durum söz konusu olduğunda aksi kanıtlanmadığı sürece, evlilik temelinden sarsılmıştır. Alman ve İsviçre Boşanma Hukukuna göre her iki ülke hukukunda özel boşanma sebepleri kaldırılmış ve yalnızca genel boşanma sebeplerine yer verilmiştir. Türk Hukuk sistemine bakıldığında, özel boşanma nedenine dayanılarak açılan boşanma davaları oldukça azdır. Bu nedenle Türk Hukuk Sisteminde özel boşanma nedenlerinin kaldırılması yerinde ve isabetli karar olacaktır. Tekinay’a göre aynı boşanma dilekçesinde özel boşanma sebeplerinden biriyle, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına aynı anda yer verilebilmektedir. Bu halde hakların yarışması hali vuku bulmaktadır. Ne var ki böyle bir halde her iki sebep açısından ayrı hüküm verilmelidir. Dikkat edilmesi gerekilen husus şudur: Eşlerden birinin her iki nedene dayanmasında dürüstlük kuralına ve iyi niyete aykırılık teşkil etmemelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararında bu durum açıkça belirtilmiştir. Hâkimin boşanma dava dilekçesinde hem genel boşanma nedeni hem de özel boşanma nedeniyle karşılaştığı takdirde her iki hali, delilleriyle beraber araştırması ve takdir yetkisiyle karar vermesi gerekmektedir. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılmasında iki durumun mevcut olması gerekmektedir. Bunlardan biri birliğin temelinden sarsılması diğeri ise çekilmezlik şartıdır. Yargıç dava dilekçesini incelediğinde, var olan hukuki sebeplerle bağlı olmadığı için, dilekçede var olmayan durumları da kendiliğinden dikkatli bir şekilde ele almalıdır. Kanımca; hâkim boşanma davası dilekçesinde bulunan hukuki nedenlerle bağlı değildir; usul hukukunda geçerli olan ilkemiz “Vakıaları Dayandırma İlkesi” olup, “hukuki sebep” ilkesi değildir. Yargıç, hukuki sebeplerde çelişki gördüğü takdirde HMK bu durumu yargılamanın tüm aşamalarda açığa kavuşturmayı talep edebilmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 11.04.2006 tarihli 1864/5230 karar sayılı ilamında evlilik birliği içerisinde olan eşlerin, boşanma davalarının açılmasından sonra da müşterek konutta yaşamlarına devam etmesini, bir arada tatil yapmalarını evlilik birliğinin temelinden sarsılması şeklinde görmeyerek, boşanmaya hükmedilmesini hukuka ve gerçeğe aykırı kabul etmiştir. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması ile ilgili iki temel şart mevcuttur. Bunlardan biri objektif şart “Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması” diğeri ise sübjektif şart “Çekilmezlik Hali” olarak adlandırılır.





Yorumlar