İfa zamanını uzatma sözleşmesi (Stundungsvertrag):
- gözde pasin
- 13 Mar
- 2 dakikada okunur
Türk Borçlar Kanunu, ifa zamanını uzatma sözleşmesini düzenlemiş değildir. Ancak, taraflar daha önce sözleşmeyi yaparken tayinettikleri ifa zamanını (muacceliyet anını) sonradan anlaşarak uzatabilecekleri gibi, muaccel olan borcun ifa zamanını yeni bir sözleşmeyle uzatma hakkına da sahiptir. Nitekim TBK. m. 95, sürenin uzatılabileceğini açık olarak hükme bağlamıştır. İfa zamanının uzatılmasına, "uzatma", "erteleme" veya "süre verme" (Stundung) denilir ve bu, alacaklının"tek taraflı bir irade beyanıyla değil, taraflarca yapılan bir "uzatma sözleşmesi" ile gerçekleştirilir. Uzatma sözleşmesi ile alacaklı, sonradan borçluya borçlanmış olduğu edimin ifasını erteleme, uzatma yetkisi vermektedir. Alacaklı, uzatma süresi içinde ifayı ertelediği, dolayısıyla alacağı talep edemeyeceği için, burada bir hakkın ileri sürülmesinden geçici olarak feragat söz konusudur. Uzatma, akdi bir nitelik taşıdığından,alacaklı bundan dilediği zaman tek taraflı olarak dönemez. Uzatma söz
leşmesi asıl sözleşme şekle bağlı değilse, hiçbir şekle tabi değildir
Uzatma, muacceliyet zamanını ertelediği için, borcun içeriğinin değiştirilmesi sonucunu doğurur. Uzatma sözleşmesinin geçerliliği,tarafların fiil ehliyetine sahip bulunmalarına ve irade beyanlarının karşılıklı ve birbirine uygun olmasına bağlıdır. Vade veya sürenin uzatılması
açık olarak kararlaştırılabileceği gibi, örtülü olarak da kararlaştırılabilir.Örneğin bir teminatın veya ifa amacıyla düzenlenen poliçenin kabulü halinde, örtülü uzatma söz konusu olur. Ayrıca süre veren taraf, özellikle alacaklı, alacağı talep hakkından geçici olarak vazgeçtiği için, tasarruf yetkisine de sahip olmalıdır.
Uzatma, kanundaki bir hükme de dayanabilir. Bu takdirde tarafların uzatma sözleşmesi yapmalarına gerek yoktur.TBK. m. 518, kanuna dayanan uzatmaya örnek gösterilebilir. Bu takdirde"kanunı uzatma" söz konusu olur. Uzatma hakim kararıyla da verilebilir.
Uzatma hukukı niteliği itibariyle bir defi değil, teknik anlamda bir itirazdır. Burada bir hakkı, özellikle alacak hakkını ileri sürme, borçludan ifayı talep etme hakkını engelleyen maddi bir olay söz konusudur. Bu nedenle uzatma, duruşma esnasında bunu tanıyan tarafça ileri sürülmese bile hakim tarafından re'sen göz önünde tutulur.
.
Uzatma sözleşmesiyle alacaklı borçluya yeni bir süre verdiği,muacceliyet ve ifa zamanını uzattığı için, bununla aynı zamanda borçlunun sahip olduğu ifa edilebilirlik süre ve hakkının uzatılıp uzatılmadığı sorunu da ortaya çıkabilir. Kanımızca, kesin ve genel bir kural koymaktan kaçınılmalı; sorun, sözleşme hükümleri ve her olayın özellikleri göz önünde tutularak yorum yoluyla çözümlenmelidir.
Uzatma sözleşmesi ile borcun muacceliyet zamanı ertelendiği için, erteleme esnasında borç muaccel olmaz, borçlu da temerrüde düşmez, temerrüt faizi ödemez. Ancak, borçlunun temerrüde düşmesinden sonra verilen uzatmalarda alacaklının temerrüt faizinden vazgeçmiş sayılabilmesi, bu husustaki anlaşmaya bağlıdır. Aynı sebeple takas edilebilecek bir alacak uzatma sonunda muaccel olamayacağından, böyle bir alacağın cebri icra yoluyla takibi ve takası mümkün değildir. Keza uzatma borcun zamanaşımı süresinin işlemesini de durdurulur.Uzatma sözleşmesinde öngörülen süre dolunca, uzatma sona erer, borç muaccel olur, zamanaşımı işlemeye başlar.


Yorumlar